1920 senesinde, erzincan'ın bir köyünde doğan türk şair ve çevirmen. Türk halkının içinden çıkmış, halkımızın özelliklerini yapıtlarında yansıtmaya çalışmıştır.
üniversite döneminde, devrimci fikirlere olan yakınlığı dolayısıyla, birtakım devrimci düşünceyi benimsemiş derneklere ve yayınlara yönelip, Bunlarla bağlantı kurmuştur.
Halkevi dergisinde düzeltmenlik ve dergi çıkarma tekniği üzerine çalışmaya başlamıştır.
ankara’da çıkan bir dergide, bir şiir yayınlamıştır, bu şiir ahmet kutsi tecer tarafından görülerek beğenilmemiştir. çevresindekiler de enver gökçe'ye şiirin çok kötü olduğunu, şiiri bırakarak düzyazı yazması gerektiğini söylemiştir. Enver Gökçe ise, Ahmet Kutsi Tecer’e “ben daha kötüsünü de yazarım” diye esprili bir cevap vermiştir.
enver Gökçe, dergi ve gazete çıkarırken birçok matbaacı ve dizgici işçi arkadaş tanıdığını, Bunlardan bir tanesinin Hasan isimli bir işçi olduğunu ve onu hiç unutamadığını söylemiştir. hatta mürettip hasan isimli şiiri hasan'a ithaf etmiştir;
"...
Bir türkü bilirim;
Var git oğlan var git
Mekanın ara
Nerede karnın doyarsa
Vatanın ora!"
Enver Gökçe kesin olarak içki karşıtı biri olduğunu belirtip,o zamanki ünlü Ankara meyhanelerinden hiçbirine gitmediğini Ve arkadaşlarını da bu yerlere gitmekten men ettiğini söylemiştir.
ünlü halk ozanları, aşık ali izzet, aşık veysel, habib karaaslan gibi şairlerle tanışmıştır. tanıştıktan sonra, halk ozanlarının her zaman doğrunun, güzelin yanında olmalarını belirterek, kendi sınıfından gelme halk ozanlarından tarafta olarak, garip akımına karşı, devrimci sanat anlayışını benimseyeceğini söylemiştir.
1948 yılında, arkadaşlarıyla beraber, merkezi Ankara'da bulunan, türkiye gençler derneği adında anti-faşist bir dernek kurmuşlardır. dernek üyelerinin komünizm propogandası yaptıkları ileri sürüldüğünden mütevellit, Enver Gökçe ve bazı üyeler tutuklanıp, Ankara cezavine götürülmüşlerdir. Üç ay devam eden sorgudan sonra Hepsi beraat etmiştir.
istanbul'da Yurtlar Müdürlüğü’nde çalışmaya başladıktan bir sene sonra, 1951 senesinde tutuklanma emri çıkmıştır ve 7 seneye mahkum edilmiştir, ayrıca bu cezanın üçte bir bölümlük kısmı kadar da sürgün cezası verilmiştir.
pablo neruda'nın şiirleri, Türkçeye ilk kez Enver Gökçe tarafından çevrilmiştir ve 1959 senesinde yayımlanmıştır.