gerçek adı "warrel g. baker" olan, kurucu ekibinde yer aldığı amerikan heavy metal grubu sanctuary'yi meşhur etmiş, kendi ismini duyuracağı enfes progresif metal grubu nevermore'u kurmadan önce seattle'da şef olarak çalışmış, nevermore'un her şeyi olan, 1961, amerika doğumlu müzisyen.
2 gün önce, 56 yaşında kalp krizi geçirmiş ve hastaneye kaldırılamadan, birlikte kendi solo albümü için çalıştığı johnny moraes'in yaptığı kalp masajına rağmen, hayata gözlerini yummuştur. dün, yazdığım bir girdimin yorumunda kendisinin ölüm haberini bana ileten hayri irdal'a acı da olsa bir tebessüm göndermek istiyorum. belki de moralimin bozulmaması, yüzümün düşmemesi gereken bir ortamda bu haberi alacaktım ve etrafımdaki herkesi hiçe sayıp hıçkıra hıçkıra ağlayacaktım. zamanlaman gerçekten de hiç de manidar değil, yerindeydi. teşekkür ederim.
nevermore'u sanctuary'den daha önce keşfettim ben. böylelikle de, dane'in ustalık eserlerini acemilik şaheserlerinden daha önce tanımış oldum. nevermore'un 1995'te çıkan aynı isimli albümündeki godmoney 'yi kaç kere dinledim, bilmiyorum. şarkı, albümün en iyisi olması bir yana, dane'in, sesini 5 yıl sonraki dead heart in a dead world'e kadar çıkartabileceği en yüksek seviyeye çıkarttığı şarkıydı. benimle hemen hemen aynı yaşlarda metal ile tanışmış neslin progresif metal ve daha geniş haliyle heavy metal ile modern anlamda tanışmasını sağlamıştı dane. sadece bu sebeple bile kendisi benim için bir çeşit "müzik mentörü" olmuştu.
nevermore günlerinde her zaman bir karanlık, bir aydınlık yönünü göstermiştir. uzun süreli alkol tüketimi ve şeker hastalığı onun 40'lı yaşlarını göremeyeceğini işaret ediyordu belki de. gerçi, son yıllarında "alkolü oldukça azalttım. sanırım tertemiz olmama çok uzun bir süre kalmadı" demişti. şimdi tertemiz olmuştur herhalde. ağlamamak için zor duruyorum. tamam, konuyu değiştireyim: nevermore'un en iyi işi olan dead heart in a dead world çıktığında, müzik listelerini hemen sallamadı. değerini göstermesi yaklaşık 1 yılı buldu. sanırım dane'in de istediği buydu. albüm çıktıktan sonra düşük kalan satış rakamlarıyla ilgili bir soruya "demlenmesi gerek, daha erken" dediğini hatırlıyorum. adam bu günleri mi gördü, yoksa hemen gelmeyen başarıya mı küfrediyordu için için; bilmiyorum.
nevermore'un, göt jeff loomis'in arch enemy'ye katıldığı 2014'e kadar devam etmediğini göreceksiniz. bunun nedeni, gene göt loomis'in 2010'da "bu grup hep aynı yaae, hiç değişmiyor yaptığımız müzik" diyerek ortamı bok etmesinden dolayı grubun içişlerini karıştırmasıydı. dane, grupta büyük bir sorun olmadığını, küçük bir "sorun" yaşadıklarını belirtse de, nevermore yavaş yavaş tabuda giriyordu aslında. 2011'de nevermore devri kapandı ve birakç yıl sonra da loomis arch enemy'ye katıldı. dane ise, eski grubu sanctuary'ye geri döndü ve ölene kadar da grubun solistliğini yaptı. son dönemlerinde de brazilya'da ikinci solo albümünü yapıyordu.
beni derinden etkilemiş adamlardan biriydi warrel dane. kendisinin başlığı olmalıydı burada. ya nevermore ile ya da sanctuary ile kendisini yad etmeye devam edeceğim. gittiğin bir yer varsa, seninle aynı yerde olduğunu düşündüğüm scott weiland'e ve peygamberlik görevini devam ettirdiğine inandığım lemmy kilmister'a selam söyle bizden. dünkü yayınımda bol bol senin çığırdığın şarkıları çaldım. umarım birlikte kafa sallamışızdır. çok özleyeceğim seni.
yaklaşık 1 yıl önceki ani ölümünden önce üzerinde çalıştığı, kalp krizi geçirmeden hemen önce de johnny moraes'le birlikte rifflerini gözden geçirdikleri son solo albümü shadow work yaklaşık 2 hafta önce satışa sunulmuş efsane.
moraes'le birlikte otel odasında tekrarlarını yaptıkları şarkılardan haberim vardı ama ani ölümünden ötürü arkasında bir albüm ortaya çıkarmak için yeterli materyal bırakmış olabileceğini düşünmemiştim. albümün line up kısmında moraes'i görünce emin oldum. shadow work'ün adını ilk duyduğumda sanki bir best of gibi gelmişti bana ama moraes'in adını görmemle birlikte, ölürken bile üzerinde çalıştığı kendi solo albümü olduğunu anladım.
dane'in 2008'de satışa sunulmuş praises to the war machine albümü de var. nevermore'da jeff loomis'le olan fikir ayrılıklarına henüz 2 yıl vardı o zamanlar ve nevermore'dakine göre çok farklı bir solo albümdü bu. olumlu eleştiriler de almıştı dane. ikinci albüm için verdiği 10 yıllık ara keşke olmasaydı da, şu albümü kendisi hayattayken eleştirebilseydik be...
nevermore'daki dane ile shadow work'teki dane arasında hemen hemen 7 yıl olsa da, ölümünden neredeyse 1 yıl sonra bize seslenen dane'in karakteristik sesi ve çevresinde her zaman olmasını istediği bol cayırtılı riffler, sürekli atakta olması beklenen davul ve tekdüzeliği bozan, tatlı tatlı okşayan bass temposu sanki hiç değişmemiş. dane bu albümden sonra birkaç konsere çıkıp loomis'le konuştuğunu ve nevermore'u tekrar ayağa kaldırmak için harekete geçebleceklerini söyleyecekmiş gibi hissettirdi bana. kendisi, biz, scream vokalini pes sesiyle dalgalandırdığı anları özlemle anmaya henüz başlamışken, albümdeki rain'le birlikte hüzün okyanusunda boğmaya çalışmış dinleyenleri. mother is the word for god ile yaklaşık 1 buçuk dakikalık solonun önünde -ve her zaman- ön planda olmaya alışkınlığını hatırlatmış, disconnection system'le nevermore günlerini özletmiş, madame satan'ın müthiş düzenlemesiyle progresif metalin nasıl yapılacağını ölümünden sonra bile öğretmeye devam etmiş. bu yılın en iyilerinden biri olarak görülmeyecek olsa dahi, en değerli albümlerinden biri olacak shadow work. şüphem yok bu konuda.
şura daki güzel albüm değerlendirmesinde de dendiği gibi: "başkalarını kendisiyle karşılaştırıp o'nu (kafalarında) değiştirmeye çalışabilirler ama bu türde kimse warrel dane'le karşılaştırılabilecek bir seviyeye ulaşamayacak". valhalla'ya selam olsun. arkanda bıraktığın küçük nevermore hayranı canavarlar hem hatırana hem nevermore'a hem de progresif metale iyi bakıyor dane, merak etme. ama seni hayvanlar gibi özledik şimdiden. bıraktığın son albümün birkaç kere baştan sona çalındığı her yerde, kafa sallamalara yaşlı gözler de eşlik ediyor ve edecek.
4 yıl önce geçirdiği kalp krizinden sonra hayata gözlerini yuman efsane. yani bugün 4. ölüm yıl dönümü.
kendisine çocukluğumun bir kısmını ve ilk ergenliğimin metal hayranlığımı borçluyum. nevermore'u death ile aynı zamanlarda keşfetmiş olmamın sevincini kursağımda halâ taşıyorum. yaptığı son işlerden olan shadow work 'ün en iyilerinden mother is the word for god ile kendisini anmak elzem.