bu başlık kişiye özel bir başlıktır

nutella'nın kalbimdeki yeri

  1. 11
    çocuk insanın hayatına çok fena yön veriyor, kimileri bunu ele geçirmek olarak görse de durum öyle değildir bence, insanın kendisini değiştirmesi, evirmesi, geliştirmesi, eğitmesidir çocuk. insanın kendi çocuğu olunca hiçbir kötü şeyi konduramıyor ona, yaramazlıklarını aman canım mal gibi sessiz sessiz otursamıydı diye, kırıp dökmelerini aman canım her çocuk yapıyor diye, başka çocukları hırpalamasını, e canım dursun dayak mı yesin en iyisini yapıyor diye kendince bahanelerle yumuşatıyor. burada sanırım kritik nokta bunu çocuğun karakterine yansıtmadan aslında bunların kötü olduğunu ama belirli bir yere kadar tolere edilebileceğini belirli bir yerden sonra kabul edilemeyeceğini çocuğa anlatmak/öğretmek gerekiyor. evet kolay değil bu ama bunu yapmak gerekiyor.

    çocuk yetiştirirken olayı doktora tezine dönüştürmenin hem aileyi yorduğunu hemde çocuk üzerinde baskı yarattığını düşünüyorum, insan evladı işte bir şekilde büyücek ve sosyal hayata karışacak, bu geçen sürede de anne baba elinden geldiğince doğruyla, güzelle, iyiyle donatacak çocuğu. herkes çocuğu idil biret gibi piyano çalsın, suna kan gibi keman çalsın, andre agassi gibi tenis oynasın, halis karataş gibi ata binsin, aziz sancar gibi nobel alsın falan istiyor ki herkesin hakkıdır bunu istemek ama ben eminim bu saydıklarımın hiçbirinin annesi babası çocuklarını yetiştirirken aman öyle böyle olsun diye yetiştirmemişlerdi. çocuklarını iyi bir insan, çalışmaya öğrenmeye hevesli bir birey olarak yetiştirmişlerdir ve kalanı kendiliğinden gelmiştir.

    hiç unutmam ilkokul ortaokul zamanlarımda babam zorla org dersi aldırmıştı bize hem de 2 sene, evet evet 2 sene. hiç istememize rağmen neredeyse zorla org çalmayı öğrenmiştik. şimdi ne oldu biliyormusunuz ben çok ünlü bir piyano sanatçısı oldum, ay da bir konser veriyorum... tabi ki öyle olmadı, James Hetfield in konserlerde gitarı parçaladığı gibi orgu her gördüğümde aklıma hetfield geliyor ve içimde aynısını yapmak geliyor.

    neyse ki siz siz olun çocuğu öyle aktivite aktivite heba etmeyin, sabah jimnastik, öğlen satranç akşam drama dersi gece yatmadan bale falan çocuğu kodlamayın bırakın kendince oynasın gelişsin, profesyonel destek alın çocuğun ilgi odağını bulun ona yönelin. bakın gelişmiş dediğimiz ülkelere onlar öyle yapıyorlar. danimarkada norveçte hiç duymazsınız çocuğu aktivite aktivite koşturduklarını.

    haa bu arada o kadar çocuk dedik aklıma geldi. bizim oğlan kek'e bayılıyor, ilk başlarda aman ne güzel yiyor diye ses etmedik ama ondan sonra aman içinde un var, şeker var diye biraz tedirgin olduk sonra bir tarif bulduk, hem şeker az hem un az, çok da pofuduk oluyor, yumuşacık falan, şimdi haftada bir yapıyoruz ailecek yiyirouz. şimdi buyrun tarife geçelim

    Malzemeler
    3 yumurta
    3/4 su bardağı şeker
    1 çay bardağı süt
    1 çay bardağı zeytin yağı
    1 paket vanilin
    1 paket kabartma tozu
    tarçın
    un
    ceviz

    önce 3 yumurtayı şekerle çırpıyoruz. çırpma zamanı yumurtanın kabarıp rengi açılana kadar ki bu da yaklaşık 5-6 dakika falan yapıyor. sonra içine zeytin yağını ve sütü ilave ediyoruz. burada bi trik var, sütü ılık koyuyoruz yoksa pofuduk pofuduk olmuyor. sonra içine vanilin ve tarçını ilave ediyoruz. tarçın miktarı keyfe kalmış, biz biraz çok koyuyoruz tarçın tadını alabilmek için. sonra içine 1 su bardağından bir tık fazla elenmiş un ve kabartma tozunu ilave ediyoruz. un az gibi gelebilir ama hiç endişe etmeyin. unu elenmiş ekleyin tek püf noktası bu. sonra istediğiniz miktarda ve büyüklükte ceviz ilave edin.

    kek kabına koyun, 180 derece 50-55 dakika pişirin (bizim fırın anca pişiriyor) sonra afiyetle yiyin. saklama koşulları için de bir püf nokta. keki alüminyum folyo içerisinde saklayın, kek 1 haftalık dahi olsa hala yumuş yumuş oluyor.

    aynı keki tarçın+ceviz ikilisi yerine kakao ile de deneyebilirsiniz.
    #65376 11001 | 13 saat önce - düzeltme: 13 saat önce
     
. . .