dead poets society

  1. 3
    edebiyat öğretmeni john keating rolündeki robin williams'ın sınıfta öğrencilere "şiir" hakkında şu cümleleri söylediği sahne aklıma bir mıh gibi saplı kalmış 1989 yapımı harika film:

    kim ne derse desin, dünyayı kelimeler ve fikirler değiştirebilir. bay pitts'in (öğrencilerden biri) gözlerinde garip bir bakış görüyorum. "19 yüzyıl edebiyatının işletme veya tıp fakültesiyle ne ilgisi var?" der gibi bakıyor. değil mi? olabilir. siz de ona katılıyor olabilirsiniz bay hopkins (diğer bir öğrenci). evet, "bay pritchard'ı çalışalım (edebiyatçı) kafiye ve vezin öğrenip başka emellere ulaşma peşinden koşalım" diye düşünüyor olabilirsiniz. size bir sır vereceğim, toplanın. toplanın! şiiri cici olduğu için değil insan ırkının birer mensubu olduğumuz için yazıp okuruz. ve insan ırkı, tutku doludur. tıp, hukuk, işletme, mühendislik... bunlar asil meşgalelerdir ve hayatı sürdürmek için gereklidir. ama şiir, güzellik, romantizm, aşk... bunlar, hayatı uğruna sürdürdüğümüz şeylerdir. whitman (şair) der ki: sürekli yinelenen sorularla yaşayan ben. sonsuz vefasızlık trenlerinde yaşayan ben. ahmaklarla dolu şehirlerde yaşayan ben. bunlardan hangisi daha iyi, ben mi yoksa hayat mı? cevap: senin burada olman. hayatın varoluşu ve kimlik. güçlü oyunun devam etmesi ve siz de bir dörtlüğüne katkıda bulunabilirsiniz. güçlü oyunun devam etmesi ve siz de bir dörtlüğüne katkıda bulunabilirsiniz. sizin dörtlüğünüz ne olurdu?
     
  2. 5
    çocukluğumda izlediğim ve okuldan kaçıp emirgan korusu'nda beni kitaplara daldıran filmdir. her şey o'ndan sonra başladı. :)
    1989 yapımıdır ve kitaptan uyarlamadır.

    "amerikan sineması, özellikle hollywood hiç etkilemez beni." diyebilirdim. eğer bu film olmasaydı.

    sonralardan keşfettiğim ve iliklerime işlediğim attila ilhan'ın mahlasının kaptan olmasını tesadüf saymadım hiç.
    o'nu kaptanım saydım.

    robin williams'e kusursuz saygı duymamı sağlayan filmdir ayrıca.

    o captain, my captain!
    youtu.be/...
    #111535 Tukenmekte olan kisi | 3 hafta önce
     
  3. 1
    robin williams'ın güzel olan her şeyin peşinden gitmelisiniz, sevdiğiniz şeyler için uğraşın düsturunu aşıladığı kendisi kadar güzel filmi.


    -- spoiler --


    o captain! my captain! our fearful trip is done,
    the ship has weathered every rack, the prize we sought is won,
    the port is near, the bells i hear, the people all exulting,
    while follow eyes the steady keel, the vessel grim and daring;
    but o heart! heart! heart!
    o the bleeding drops of red,
    where on the deck my captain lies,
    fallen cold and dead.

    o captain! my captain! rise up and hear the bells;
    rise up--for you the flag is flung--for you the bugle trills,
    for you bouquets and ribboned wreaths--for you the shores accrowding,
    for you they call, the swaying mass, their eager faces turning;
    here captain! dear father!
    this arm beneath your head!
    it is some dream that on the deck
    you've fallen cold and dead.

    my captain does not answer, his lips are pale and still,
    my father does not feel my arm, he has no pulse nor will,
    the ship is anchored safe and sound, its voyage closed and done,
    from fearful trip the victor ship comes in with object won;
    exult o shores, and ring o bells!
    but i, with mournful tread,
    walk the deck my captain lies,
    fallen cold and dead.


    -- spoiler --
    #6602 thedirector | 2 yıl önce
     
  4. 6
    Seyrettigim donem hayati bir kere daha bana sorgulatmis film.

    Baski yapan babada da kendimi goruyordum, badkidan intihar eden cocuktada... hocada da.

    Sonra zaten o donemlerden sonra bir turlu tutmadi götümün ayari... hic babamin istedigi bir adam olamadim... bohem bir insan cikti ortaya.
    Oyle de bir islemis ki ruhuma, ne ben sokup atabildim ne de insanlarin bana bakisi degisti.

    Ama cocuguma ozellikle de seyrettirirdim bu filmi. The wall'ın film hali.
    #111583 timoteus | 3 hafta önce
     
. . .