adım adım itibarsızlaştırılan meslek grubu. ne çalışma şartları düşünüldüğü kadar iyidir ne maaşı düşünüldüğü kadar yüksek artık. mesleki tatmin mi? kutsal meslek mi? evet, kesinlikle.
hekimlik çalışılarak öğrenilen, yıllar boyu süren eğitim ve tecrübenin getirdiği bilgilerle icra edilen bir meslektir, tıpkı diğer meslekler gibi. hekimler de melek değil yani, insanlar. ve çalışma şartları günden güne kötüleşirken, sağlıkta şiddet çığ gibi büyürken kimse seslerini duymadı. bundan bir süre önce bir şeyin kötülüğünden bahsedecek olsanız "o kadar parayı alıyosunuz"la başlayan itirazlardan konuşamıyordunuz, şimdi maaşların azlığından konuşunca ya inandıramayıp açgözlü oluyorsunuz ya da bu işi para için yapıyor olmanız ayıplanıyor. mesleğinizi para için yapmak ayıp bir şey bence de.
salgının en başında herkes eve kapandığında onlar işlerine devam ettiler. evet işleri buydu zaten. onlarcası öldü, daha fazlası hastalandı. salgın ilerlediçe ölmek de görevleriymiş gibi davranıldı, mesleğin bir parçasıymış gibi. "evde kalın" çağrısını kendileri yapmaya çalıştılar, iş yükü çok arttı. kim dinledi? ilk üç gün alkışlayanlar mı?
şimdi saçma sapan sebeplerle acile başvuranlar, sağlık sisteminin nasıl işlediğinden bihaber olanlar, bir hekimin nasıl yetiştiği hakkında en ufak bir fikri olmayanlar, "bazı doktorlar da hak ediyor"vari fikirlerini beyan edenler, tarafından hala linç ediliyorlar. bu şartlar altında bu çile çekilmez. tek kelimeyle 'çekilmez'. bunun da herkes farkında olduğundan akın akın yurt dışına gidiyor hekimler. tıp öğrencileri arsında eskiden 3-5 kişinin cesaret ettiği işler şimdi neredeyse tus çalışmak gibi rutin bir şey olmuş durumda. herkes gidecek bir yer arıyor.
bence de saçma tüm söylediklerim. hipokrat yemininde, "ne olursa olsun şikayet etmeden işimi yapacağım" diye boşuna mı söyledik sonuçta.
yarın tedavi olabilecekleri doktor bulamayacak olanların bugün trollüğünü yaptığı meslek grubu.
yukarıdaki yazdıklarımı kelimenin gerçek anlamıyla yazıyorum. bu mecraları doktorlar, tıbbiyeliler okuyor ve onlara dokunuyorsunuz, bu halka olan inançlarını kaybetmelerinde rol alıyorsunuz. toplumdan saklandıkları bu gibi sitelerde de canlarını sıkıyorsunuz. bunun sonuçlarını arabanızı satıp özel hastanede ameliyat olduğunuz zaman göreceksiniz. bugün özel hastanelerin halen uygun denebilecek fiyatlara ameliyat yapmalarının tek sebebi aynı ameliyatların devlette hala bedava denebilecek paralara yapılıyor olması. çaresiz kaldığınız zaman bu ülkenin halkının ne kadar zalim olduğunu her gün görüyoruz siz bugün doktorlara zulüm ettikçe yarın da özel hastane sahipleri size zulmedecek.
Çevremde çok fazla sayıda mensubu bulunan meslek grubu. Birinci derece akrabalarımdan aile dostlarına ve arkadaşlarıma kadar pek çok doktorla tanışımdır. Size bazılarına şahit olduğum bazılarınıysa birinci ağızdan duyduğum olayları anlatmak istiyorum. Bu grev boşuna yapılmıyor çünkü.
1) amcam bir büyük şehrimizde, devlet hastanesinde, ortopedi uzmanı olarak çalışmakta. Kendisi türkiye'nin en iyi tıp fakültelerinden birini bitirmiş ve işini seven biridir. Evinde hobi olarak protez geliştirmeye çalışan bir adamdan bahsediyoruz. Gelişmeleri vs. yakından takip eder alanıyla ilgili.
Bundan 7 sene evvel kasım ayında hasta bakarken üstüne çullanarak dövdü bir adam amcamı. Gerekli şeyler sonradan yapıldı tabii o adama ama içim soğumuyor hala. Bununla birlikte amcam bir kere de gözümün önünde tehdit edildi. "Eğer annemiz ölürse bulur seni de öldürürüz." Diyerek geldiler. Ben müdahalede bulununca olaya güvenlik vs. dahil oldu ama hasta ölmediği için amcam da yaşadı sağ olsunlar.
2) yengem istanbul'da özel bir hastanede genel cerrah. Kendisi işini seven ve ahlâkî yönü çok güçlü biridir. Bu kadar kurala kaideye uyma konusunda hassas birini görmedim. Annesi randevu almadan geldiğinde onu bile araya almayan birisi. İş yükü de çok az olduğu için hastalarıyla rahat rahat ilgilenebiliyor. Onun derdiyse mobbing. Sırf gerekli gördüğü tetkikleri yaptırdığı için defalarca başhekimiyle tartışma yaşamış. Başhekim istiyor ki hasta soyulsun soğana çevrilsin ama yengem yapmayınca da tartışmalar gırla tabii.
3) diğer yengemse cildiye uzmanı olarak bir devlet hastanesinde çalışıyor Bir büyük şehrimizde. Günde 50 hastaya bakarsa şükrediyor "bugün yine az hasta vardı." Diye.
4) çok sevdiğim bir aile dostumuz var. Karı koca doktorlar. Hayatı seven insanlar yani hobileri, gayeleri ve mutlulukları olan insanlar. Adam çocuk doktoru ve sürekli kavga içinde. İstanbul'un pek de nezih olmayan bir yerinde bir devlet hastanesinde çalışıyor. Kurtaramadığı her hasta sonucunda ölümle yüzlesmeye alışmış adam. Artık önemsemiyor bile anlatırken. Bunun yanında baska doktorların gördüğü şiddete de şahit oluyor ve gittikçe duyarsızlaşıyor. Geçen hafta bana gülerek, kendine bıçak çeken bir adamı anlattı. Antidepresan kullanıyor kendisi artık.
Kadınsa dahiliye uzmanı. Cok sevdiğim, çok nahif bir insan. Günde 100 hastaya bakmaya artık alıştı. Bazen 150 hastaya bile bakıyor. Eridiğini gözlerimle ben görebiliyorum.
5) babamın bir arkadaşı küçük bir şehrimizdeki kocaman bir şehir hastanesinin başhekimi. Doğal olarak o küçük şehir o koca hastaneyi kaldıramıyor ve sürekli zarar ediyor. Bu yüzden üstlerinden sürekli mobbing görüyor kendisi. "100.000 nüfuslu yerde ben bu hastaneye nasıl kâr ettireceğim?" Diye kara kara düşünüyor sürekli.
6) bir aile dostumuz özel bir hastanede başhekim. Büyük bir şehirde çalışıyor ve muhattap olduğu hastalar nispeten eğitimli olmalarına rağmen şiddet olaylarıyla uğraşıyorlar. Kendisi bana "hastanenin işlerinin hepsinden çok güvenlikle uğraşmaktan bıktım." Demişti.
7) tıp okuyan bir arkadaşım geçenlerde minibüse bindiğinde ufak bir arbede yaşamış. Olaysa -onun bana anlattığına göre- minibüs şoförüyle muhabbet ederken (ne okuyorsun? memleket neresi? vs.) Tıp okuduğunu söylediği zaman minibüsçünün "bazılarınız dayak yemeyi hakediyor." Lafına karşı çıktığı için olmuş.
Tüm bu olumsuz örneklerin yanında şahit olduğum tek bir olumlu örnek var. Türkiye'de doktor olup hayatından memnun olan. O da amerikan hastanesi'nde çalışan bir aile dostu. Onun durumu oldukça istisna o yüzden onu örnekleme dahil etmek bile yanlış aslında.
Tüm bu durumlar gelecekte bizi niteliksiz ve -kaba bir tabir olacak ama- baytardan hallice doktorların tedavi etmesine sebep olabilir. Burayı detaylandırmak istiyorum çünkü insanlar yanlış anlıyor. Doktorluk belli bir zihinsel kapasite istiyor bu bariz ama biz universite sınavı gibi vasat bir sınavda bile dereceye girememiş birini doktor yaptığımızda o insanlara ne kadar güvenebiliriz bilmiyorum ve bu durum sadece 50.000 yapıp tıp okuyanlar için geçerli değil. 100.000. olup avukat olan ve dilekçe yazamayan avukatlarla dolu ortalık ve işte biz sağlık sisteminde suistimal edilen doktorlara temel haklarını vermezsek (işini güvenle yapabilmek mesela) yakında sadece baytar kalacak elimizde. Hatta baytar yine iyi, yakında diplomalı kasaplar kalabilir. Ne kadar -iyi bir üniversitede- tıp okuyan arkadaşım varsa tamamı tus yerine dil çalışıyor. Cerrahpaşa kendi bünyesinde dil kursu kaydı alıyor(muş). cerrahlar, uzmanlar, pratisyenler ve pek çok doktor gitmeye çalışıyor. Çevremden gidenler var ve çoklar. Halimiz ne olacak bilmiyorum. Böyle giderse yakında parasını versek bile iyi bir tedavi göremeyebiliriz.