20 mart yayınıyla uzun yıllar sonra hafif tebessüm ve mutlulukla izlediğim bir televizyon programı ve yine ilgi alanlarımdan dolayı bir şekilde beni ve benim gibi bilim, tarih konularında genel anlamda popüler bilim başlığı altında toplanan insanları temsil edebildiğini düşündüğüm program.
izlerken celal şengör'ün bir kitaba manevi ve koleksiyon değeri olduğu için otuz bin euro vermesine şaşırdım sonra pahalı restorantlarda 40-50 bin euro hesaplar ödeyip 50-60 bin dolarlık şiselerle elini yıkayan ne bileyim armani'ye gucci'ye girip üç parça kiyafete onbinlerce dolar gömen ve yayınlayanların olduğu bir evrende bulunduğumu hatırladım ve bir noktada anlayabildim sanıyorum yani kendisinin asperger sendromu olduğunu okumuştum ama böyle bir konuda acayip bir bilgi ağı oluşturup bu noktada imkan dahilinde bir monopoli kurması gerçekten ilgi çekici, fakat yine de ben emrah safa gürkan'ın da dediği gibi bir kitaba koleksiyon değeri olduğu için 30k baymanın mantıksız olduğunu düşünüyorum.
programın benim için en önemli ve akılda kalır kısmı emrah safa'nın asperger celal hocamızın bilgi deryasına bir nokta da dayanamayıp "bilmiyorum" deme cesareti göstermesi, ekşi de twitter'da orda burda uber zekalı insanlar eleştiri yağmuruna tutmuş bunun için, bu nokta birkaç hususta çok ehemmiyetli;
birincisi vatandaşın akademide olan bitenden haberi yok, sanıyor ki bir insanın doktorası, prof ünvanı falan olunca her konuda her ayrıntısına kadar bilgi sahibi oluyor ve bölümündeki tüm başlıklar hakkında iğne deliğine su kaçırmayacak kadar hakim bunlara, işte problem bu cahillikten bilmezlikten kaynaklanıyor halbuki açıp merak ettiği alanlarda universite tezlerine ve yayınlarına baksa günümüzde akademinin dallanıp budaklandığını bir doktora tezinin ne kadar spesifik bir konuya nokta atışı yaparak alt dallarında incelediğini bilir fakat bunu tercih etmiyor da "yunan döneminde bir şehirdeki bilmem neresinde akan bir çeşmenin ismini bilmediğinden" "orta çağ avurapasına ait bir kitabı okumadığından" "çin'de elli değil de yüz yılda bir dönem ne kadar kitap basıldığını" tam olarak bilmediğinden şikayet ediyor ve alay ediyor.
yani vatandaş daha neyi bilmediğini bilmiyor sonra bilmediğini bilen ve muhtemelen kendisinden daha çok bilen bir akademisyeni bununla aşağalıyor...
bu husus, ülkedeki liyakatsizliğin omurgasıdır, bu yüzdendir ki insanlar alanları çok farklı ve özel konularda olsa bile sanki ermiş gibi, gökten inmiş gibi her konuda derinlemesine bilgi ve fikir sahibi olabileceğini düşünerek sırf prof ünvanı var diye ilahiyatçıyı afet kuruluşuna, işletmeciyi adalete, tarihçiyi savunmaya atar ve sonra başına gelen bu felaketlerin insan kaynaklı olduğunu görmezden gelir belki bilgisi yetmez buna ve yine hurafelere, ermişlere düşer yolu. friedrich nietzsche'nin bu cahilliğin müsebbiplerini tanımlarken kurduğu çok güzel bir sözü var;
Bu bitki, en iyi, anarşist ve yahudi düşmanları arasında açıyor bir de gizli yerlerde çicekleniyor hep, menekşe gibi, ama farklı bir kokuyla.